Beşikten Mezara Bir Aşkın Romanı

6

Çok kısa bir zaman içerisinde Kemal’in ailesinin Ela’yı istemeye geldikleri tüm köye yayıldı. Köyde çok dedikodu oldu, çoğu çirkindi.

Ela’yı istemek için uygun zamanı arıyorlardı. Misafirliklerinin üçüncü günüydü, Abdullah başta olmak üzere bütün ev ahalisi evde hazır bulunmuştu hep. Yemeklerini yine ilk akşamki gibi kadın-erkek birlikte yemişlerdi. Herkes bir köşeye çekilmiş çayını yudumluyordu. Kemal’in babası eşinin ikazı ile söze girdi.

Abdullah Bey sebebi ziyaretimizin nedeni, sizinle bir akrabalık bağı kurmaktır. Eğer uygun görür iseniz Allah’ın emri ile Peygamber’in kavli ile kızınız Ela’yı oğlumuz Kemal’e istiyoruz.

Abdullah şaşırdı, fakat sessizdi, hazırlıksız yakalanmıştı. Biraz duraklayıp düşündükten sonra, öfkesini belli etmeden gayet tatlı bir dille gülümseyerek cevap verdi.

Saygıdeğer beyefendi, Kemal oğlunuzu evladım gibi seviyorum, gelmekle bizleri şereflendirdiniz fakat, çok üzgünüz, amca oğlunun beşik kertmesidir. Ela’yı size verirsem kuralları çiğnemiş töreye karşı gelmiş olurum. Ayrıca öncelikle Ela’nın kayın pederi olacak ağabeyimi, sonra da bütün köylüyü karşıma almış oluyorum. İnanmıyorsanız her iki eşim de buradadır, onlara sorun.

Yalanının inandırıcı olması için elinden geleni yapıyordu. Bunu deyince, Kemal’in ailesinin elinde bir şey bırakmadı. Her iki eşi de kocalarının bu gerçek dışı yalanım ortaya çıkaramazlardı. Aksi takdirde bu onların canlarına mal olabilirdi. Doğru söylüyor demekten başka bir şansları yoktu.

Kemal’in anne ile babası ne yapıp edip Kemal ile Ela’yı kavuşturmak için bir türlü Abdullah’ı ikna edemediler. Onlar beşik kertmeliğini çağ dışı buluyorlardı.

Diğer günün sabahı, Ela’yı biricik oğulları Kemal’e eş olarak alamamanın hüznü ve burukluğuyla herkesle tek tek ve bu hanımlar neden gelmiyor?

Eline aldığı eti iştahla yiyen Abdullah. Boş ver abla, bizde adettir. Onlar bizden sonra yer.

Tekrar elindeki et parçasını kemirmeye koyuldu.

Belliydi ki Abdullah’ın bu sözü ve tavrı onu derinden üzmüştü. Ve o anda sofradan çekildi: Öyleyse ben de sonra onlarla yerim.

Kemal’in annesinin bu tepkisi, o gece, Şırnak’ın Kaya boyu köyünde, kadınlan ve erkekleri ilk defa bir ve aynı sofraya oturtmuştu.

Yemekler iştahla yenildi, çaylar yudumlanıyordu. Daha Ela bakkaldan gelmemişti. Abdullah küçük oğluna.

Oğlum git Ela ablana söyle, bakkalı kapatıp gelsin.

Eve gitmeyi iple çeken Ela diğer yandan kendi kendine söyleniyordu.

Ya vermezlerse, ya Kemal’in ailesi beni beğenmezse.

Karanlık çoktan çökmüştü, bu düşüncelerle kafasını yorarken bir an küçük kardeşi Ramazan içeri girdi.

Ela Abla babam bakkalı kapatsın gelsin diyor.

6

Ela eve doğru koşarak yürüyordu.

Bir cevap yazın